17.04.2012 12:01

"Bu setlerde adam ölür de dövülür de"

Sina Koloğlu'nun bugünkü "Bu setlerde adam ölür de dövülür de" başlıklı yazısında dizi setlerindeki çalışma şartlarına vurgu yapıyor.

İşte Sina Koloğlu'nun o yazısı: 

Dizi setlerindeki çalışma saatleriyle ilgili yazılıp konuşuluyor. Bu iş, set emekçilerinin tümü (yani oyuncular da dahil) için geçerli bir durum. Yeni başlayan bir dizinin koordinatörüyle konuştum. “Eşim televizyon sektöründe. Ancak o anlayabiliyor beni. Şansıma bu sektörde çalışıyor” dedi. Espriyle karışık “Acaba bu durumda siz evli mi oluyorsunuz?” diye sordum.
Mesut Yar, ‘Son’ dizisinin setinde gerginlik olduğunu yazmış. Bu kadar kısa sürede yetiştirme derdine düşülünce sinirler geriliyor anlaşılan. ‘Öyle Bir Geçer Zaman Ki’den Erkan Petekkaya; “Sabah sekiz, ertesi gün sabahın üçüne kadar” dediği bir zaman dilimi çizmiş çalışma koşullarını anlatırken. Umur Turagay da ‘Suskunlar’ dizisin ilk bölümünü çektikten sonra neden işi bıraktığına dair Marketing Türkiye TV’ye şu açıklamayı yapmış: “İlk bölümü 22 günde çektik. İkinci bölümü 10 günde, sonraki 110 dakikalık bölümleri ise beş günde bitiriyorlar.” Ve soruyor; “Beş günde bitirilen bir dizinin yönetmeni ne işe yarar?”

Sömürme ve sömürülme ikileminde ‘sessiz anlaşma’ var
Dizilerin ortalama çekim süreleri beş güne dayanıyor. Bu sistem içinden nasıl iyi bir iş çıksın? “Yine de yapılanlara bu şartlar altında şapka çıkartmak lazım” diye laf etmenin bir anlamı yok. Çünkü bizde ‘zor şartlarda iyi işler başarmak’ gibi baskıcı bir anlayış hakimdir.
Her meslekte bu böyledir. Patronundan çalışanına sömürme ve sömürülme ikileminde, sanki sessiz bir ‘anlaşma’ sağlanmış gibidir. Onun anahtar sözcüğü de ‘kader’dir. Kaderine razı dizi sektöründe, adam da ölür, adam da dövülür bu durumda!

Yorumlar

Yorumunuz alındı!

Yorumunuz başarıyla kaydedilmiştir ve onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

İsim gerekli!

Mesajınızı yazınız!

Henüz yorum yapılmamıştır.