İki Akdenizli Aynı Sofrada, Banca Unione'de Buluşuyor
L'Union Han Istanbul’un kalbinde yer alan Banca Unione, Türk ve İtalyan mutfaklarını caffè, cucina ve aperitivo mottosuyla, Akdeniz ruhunda bir araya getiriyor.
Karaköy'ün tarihi Bankalar Caddesi'nde L'Union Han yeniden hayata karışırken, yapının zemin katında açılan Banca Unione, Türk ve İtalyan mutfakları arasında yeni bir karşılaşma alanı kuruyor. “Caffè. Cucina. Aperitivo.” mottosuyla günün her anına eşlik eden mekân, aynı denizin iki kıyısında büyüyen iki mutfak geleneğini aynı masada buluşturuyor.
Banca Unione'nin çıkış noktası, iki mutfağın ortak mirasları, zeytinyağı, ekmek ve sofranın etrafında geçen uzun saatler… Menüde de iki geleneğin benzerliklerinden ve geçiş noktalarından yola çıkarak tanıdık lezzetleri yeni yorumlarla sunuyor. Bir mutfağın bildiğini diğeri tamamlıyor, ikisi birlikte tek bir Akdeniz dili konuşuyor.
Bir Asırlık Diyaloğun Devamı
Mekânın bulunduğu yapı, bu karşılaşmanın kendisi kadar anlamlı. Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk sigorta şirketlerinden biri için inşa edilen ve 1911'de tamamlanan L'Union Han, İtalyan mimar Edoardo De Nari'nin İstanbul ile İtalya arasında kurduğu mimari bir köprü niteliğinde. Bugün Vignette Collection markasının İstanbul'daki ilk temsilcisi olarak konuklarını ağırlayan yapının içindeki Banca Unione, bir asır önce başlayan bu Türk-İtalyan diyaloğunu sofraya taşıyor.
Banca Unione Yeme İçme Genel Konsept ve Kurgu Danışmanı Şef Tolga Atalay, "Türk ve İtalyan mutfakları, aynı dili farklı şekillerde konuşan iki anlayış. Aynı güneşin altında, aynı denizin kokusuyla büyüdüler. Banca Unione bu yakınlığı hatırlatmak için doğdu. Burada uzun zamandır birbirini bekleyen iki geleneğin aynı sofrada karşılaşmasına şahitlik ediyoruz," diyerek Banca Unione’nin felsefesini anlatıyor.
Menüden Öne Çıkanlar
Solid Consulting Group vizyonu ve Yeme İçme Genel Konsept ve Kurgu Danışmanı Şef Tolga Atalay’ın imzasını taşıyan menü, iki mutfağın ortak hafızasında gezinen tabaklarla açılıyor. Boğaz'ın hemen kıyısında, mekânın bulunduğu semte selam gönderen Karaköy Balık Çorbası, menünün ruhunu özetleyen başlangıçlardan.
Hamur işlerinde bu karşılıklı tamamlanma en belirgin halini alıyor: Cibes Pestolu Mantı, Anadolu'nun el açması geleneğini İtalyan pesto anlayışıyla buluştururken, Çiğ Köfteli Gnocchi, iki mutfağın dokularını tek tabakta birleştiriyor. Asma Yaprak Ekşilemeli Risotto, Ege sofralarının ekşi yaprak aromasını Kuzey İtalya'nın pirinç geleneğine taşıyor, Biber Dolmalı Ravioli ise dolma kültürünü İtalyan hamurunun içine katlıyor.
Napoliten esintili pizzetteler arasında Dana Cotto, Stracciatella ve Antep Fıstıklı Pizzette ile Limonlu Enginarlı Pizzette öne çıkıyor. Ana yemeklerde Izgara Dana Payyar, püre ve ballı şakşuka eşliğinde servis edilirken, Pazılı Tavuk Saltimbocca Roma klasiğini Anadolu yeşillikleriyle yorumluyor, Levrek Pikata ise Akdeniz'in iki kıyısını aynı tabakta ağırlıyor.
Tatlılarda Güllü Panna Cotta, İtalyan sütlü tatlı geleneğine gül aromasını katıyor; Tahinli Profiterol ise İstanbul'un en sevilen pastane klasiğini tahinle yeniden yorumluyor.
Sabahtan Geceye Değişen Bir Ritim
Erhan Sağır tarafından tasarlanan mekân, günün ritmine uyum sağlayacak şekilde kurgulandı. Sabah kahvaltı ve fırın ürünleriyle başlayan akış, gün içinde kahve ve pastane seçkisiyle devam ediyor, akşam saatlerinde ise daha belirgin bir gastronomi deneyimine dönüşüyor. Solid Consulting Group ile Murat Özkan liderliğinde kurgulanan bar ise İtalyan aperitivo kültürünü yerel aromatiklerle ele alarak mekâna günün ilerleyen saatlerinde farklı bir katman ekliyor.
Yorumlar
Yorumunuz alındı!
Yorumunuz başarıyla kaydedilmiştir ve onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.











