Parçalanma Ritmi “Ballet Mécanique” ile FAAR Gallery İstanbul'da
FAAR Gallery İstanbul, mimar ve tasarımcı Fahrettin Aykut’un küratörlüğünde gerçekleşen Ballet Mécanique sergisine ev sahipliği yapıyor. 20 Şubat – 7 Mart tarihleri arasında sanatseverlerle buluşacak olan sergi, 1924 tarihli Ballet mécanique filminden ilham alarak, insan ile makinenin iç içe geçtiği ritmik ve parçalanmış bir görsel dili çağdaş sanat üretimiyle buluşturuyor. İstanbul’dan sonra FAAR Gallery Mayfair’de Londra ile buluşacak olan Ballet Mécanique, modern dünyada hız, teknoloji ve savaşlarla birlikte ortaya çıkan parçalanma olgusunu merkeze alan bir sergi olarak kurgulanıyor.
Ballet Mécanique, Birinci Dünya Savaşı sonrası modernitenin hızını ve makine ritmini sorgulayan, aynı isimli filmden yola çıkarak, benzer bir soruyu bugün soruyor: Savaş sonrası deneyimlenen şok ve parçalanma etkisi, bugün teknolojinin şekillendirdiği yeni algı dünyasında nasıl yeniden yaşanıyor?
Serginin küratörü Fahrettin Aykut, “I. Dünya Savaşı’yla ivme kazanan iletişim, üretim ve dolaşım ağlarının insanın dünyayı algılama biçimini köklü biçimde dönüştürmesiyle, sanat bu kırılmayı parçalanmış görme, beden ve zihin temsilleri üzerinden ifade etmeye başladı. Bu tarihsel dönüşümden hareketle sergi, modern kent yaşamının yarattığı kırılmaları, insan bedeninin ve zihninin bütünlüğünü yitirmesini ve insan–nesne ilişkilerinin mekanik bir ritme dönüşmesini ele alıyor. Resimden sinemaya uzanan bu süreç, 1924 tarihli Ballet mécanique filmi üzerinden referans alınarak, insan ile makinenin iç içe geçtiği bir görsel dil bağlamında yeniden ele alınıyor,” diyerek serginin fikirsel altyapısını özetliyor.
Sergi seçkisinde özellikle üç boyutlu tekniklere yönelen, insan, nesne ve teknoloji arasındaki ilişkiyi sorgulayan üretimler ve yerleştirmeler öne çıkıyor. Suat Akdemir, Birol Bayram, Monika Bulanda, Beyza Demirci, Eda Demir, Berfin Erdoğan, Gizem Olcay, Mathilde Melek An, Çağrı Saray, Müveddet Nisan Yıldırım’ın yer aldığı sergi, farklı disiplinlerde üretim yapan sanatçıları ortak bir kavramsal çerçevede buluşturuyor. Seçkide yer alan işler, parçalanmayı tek bir estetik dil üzerinden değil, algı, beden, zaman ve tüketim deneyimi üzerinden farklı yönleriyle ele alıyor. Sergideki eserler yalnızca bakmaya değil, durmaya, dinlemeye, ses çıkarmaya ve tatmaya yönlendiriyor; mekânı çok duyulu bir deneyim alanına dönüştürüyor.
Resim, heykel, yerleştirme ve kinetik yapılardan oluşan sergi, tek bir anlatı alanında birleşmek yerine yan yana gelişleriyle çok katmanlı bir deneyim alanı kuruyor. 20 Şubat – 7 Mart 2026 tarihleri arasında görülebilecek sergi, insan ve nesne arasındaki ritmik etkileşim ile parça–mekanik ilişkisini, bir yüzyıl sonra günümüz perspektifinden yeniden gündeme getirerek sorguluyor.
Yorumlar
Yorumunuz alındı!
Yorumunuz başarıyla kaydedilmiştir ve onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.











