Halef R. VAYIS
13.03.2026 17:10Balina üzerinde seyahat eden kedi misali...
Neleri beğendiğiniz, neleri sevmediğiniz, siyasi görüşünüz, dini inancınız, cinsel tercihiniz, tüm bunların hepsi, sır olmaktan çoktan çıktı.
Bunun için Google’ın tek araç olmadığını; Facebook, Twitter, Youtube, Instagram gibi belirleyici birçok mecranın hayatımızın ta içinde olduğunu fark edenlerimizin sayısı, her geçen gün artıyor.
Bilmeye ve düşünmeye başladık ki:
Herhangi bir zamanda, herhangi bir iktidarın veya küresel gücün, herhangi bir topluluğu, bir toplumu yahut tüm insanlığı, gerekli gördüğü formatlarda kolayca tasnifleyeceği ihtimali, yanı başımızda duruyor.
Eldeki bu zengin verilerle, grup/kitle psikolojilerini kolaylıkla uygulayıp toplumları daha etkili manipüle etmenin mümkün olabileceği, sır olmaktan çoktan çıktı...
Bilgi ve mesaj çokluğu, bellek erimesine mi neden oluyor?
Douwe Draaisma’nın, ‘Yaşlandıkça hayat neden çabuk geçer’ isimli kitabında yer alan Buxton örneğiyle karşılaştığımda, kendime şu soruyu sordum:
Bilgi ve mesaj yağmuruna tutuldukça, bellek erimesine mi maruz kalıyoruz?
Hayatımıza giren enformasyon miktarı her geçen gün katlanarak çoğalıyor; sadece son 30 yılda dünyada, daha önceki 5.000 yılda üretilenden daha fazla enformasyon üretilmiş.
Sanırım bu durum bizi, gitgide bilgiye duyarsızlaşan bireylere dönüştürüyor. Artan enformasyon üretimine, beynimiz aynı hızda cevap veremediğinden kafamız karışıyor.
Bilgi hazımsızlıkları yaşıyoruz. Buna günümüzün iletişim virüsü olan “dezenformasyon” da eklenince, bilgi bizde adeta duvara çarpıyor.
Duygularımızdan başka hiçbir şey iyi veya kötü değil…
“Biz daima şu iki prensibi kabule hazır olmalıyız: Duygularımızdan başka hiçbir şey iyi veya kötü değildir ve biz onların arkasından gideriz.”
Yukarıdaki sözleri yaklaşık 2000 yıl önce söyleyen* söylemiş. Bugünkü kadar taze…
İnsan bazen hayretlere düşüyor. Sanki yeryüzündeki her konu düşünülüp dillendirilmiş, edecek laf kalmamış; ne dense tekrar olacak…
Biraz da bu nedenle olsa gerek, insanlar artık dikkat çekmek, aykırılık yapmak için konuşur oldu.
*****
Sözler, olaylar, yaşananlar…
Evrilip çevrilip, anlık duyguların gölgesinde yeniden biçimleniyorlar.
Biz yine Epiktetus’un* 2000 yıl önce dediğine dönelim:
Duygularımızdan başka hiçbir şey iyi veya kötü değildir…
Yorumlar
Yorumunuz alındı!
Yorumunuz başarıyla kaydedilmiştir ve onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

