Halef R. VAYIS

13.01.2026 13:48

Hissedilmeyen yaralar iyileşmez…

Bir toplumda kimin model olacağını kontrol eden, toplumun davranışını da kontrol eder…

200 yıl kadar önce Napolyon Bonapart’ın saptamasıdır:

“Dünyanın çok acı çektiğini görüyorum. Ama bunun nedeni kötü insanların uyguladığı şiddet değil, iyi insanların suskunluğudur”.

Muhakkak ki, tarihteki başka figürler de benzer tespitlerde bulunmuşlardır.

Ancak görünen o ki, Napolyon döneminden bu yana insanlık, kendi toplumsal acılarına ilaç olabilecek hususlarda gıdım ileri gidememiş.

Tüketim anarşisinde yitip giden bugünkü insanın, ‘sahip olmak ve tüketmek sonra daha fazlasını elde edip yine tüketmek’ döngüsüne hapsolduğunu düşünürsek, günümüzde işler daha vahim.

Elde etme savaşıyla meşgulken…

Midesinden, hazzından, havasından, lüksünden ve başkasına üstünlük kurma çabasından başını kaldıramayan insan, kılını nasıl kıpırtadacak?

Uyuşması için çeşitli yemlerle birçok zafiyet tuzağına maruz bırakılırken…

Eğlenmeyi tek amaç; okumayı ve öğrenmeyi ise külfet olarak benimsemişken…

Ucu kendisine dokunmadıktan sonra hiçbir zulmün, kavganın ve savaşın önemi yok onun için.

Kim, kime, kimle yapılırsa yapılsın…

Toplumlarda duyarsızlık, maalesef artık üst safhada…

“Hissetmediğimiz yaraları iyileştiremeyiz.” demiş S.R.Smalley.

Bu durumda, yaralarımızla yaşamak mecburiyetindeyiz galiba.

Hissedene dek…

 

“Bir toplumda kimin model olacağını kontrol eden, toplum davranışını da kontrol eder.”

Gelişim Psikoloğu Lawrence Kohlberg, insanların ahlaki gelişiminin aşamalardan geçtiğini söylüyor. Ona göre birinci aşamada insanlar cezadan kaçmak ya da ödül almak için belli davranışları gerçekleştirir.

Kurallar kesindir, sorgulanamaz.

Ya uyarsın ya da cezalandırılırsın. Bu düzey ahlak anlayışı daha çok çocuklarda görülür, ama ahlaki gelişimleri bu düzeyde kalmış erişkinler de az değildir.

Diğer bir aşamada karşılık alma talebi ve kişinin ihtiyaçları ön plandadır. Rüşvet karşılığında insanların hakkını yemek, kendi durumu zarar görmesin diye doğrudan etki etmeyen bir suçu görmezden gelmek gibi…

Sonraki aşamalar sırasıyla; toplumda iyi yurttaş olarak tanınmak için belli davranışları yerine getirmek ve otoriteye saygı duyarak kanunlara ve toplumsal kurallara uymaktır.

Kohlberg’e göre ahlaki gelişimin son noktası, insanın evrensel etik değerleri benimsemesidir.

Evrensel etik değerler, yalan söylememek, aldatmamak, dürüst olmak, çocuk ve yaşlı hakları, hümanizm, hayvanları korumak, çevreyi korumak gibi, tartışmasız tüm dinlerden ve coğrafyalardan insanların benimseyeceği üst değerlerdir.

Son aşamaya ulaşmış insanlar, evrensel değerlere karşı suç işlendiğinde tepki verirler.

Diğerleri ise korkudan, çıkarlarına uymadığı ya da otoriteye karşı gelemediklerinden tepki veremezler.

Ünlü Sosyal-Bilişsel Psikolog Albert Bandura “bir toplumda kimin model olacağını kontrol eden, toplumun davranışını kontrol ediyor demektir” der.

Özetle; evrensel etik prensipleri olan, yani ahlaki gelişimleri üst düzey insanlar topluma model olarak tanıtılırsa, toplumsal değişim de bu yönde gelişir.

twitter.com/halefrvayis

Yorumlar

Yorumunuz alındı!

Yorumunuz başarıyla kaydedilmiştir ve onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

İsim gerekli!

Mesajınızı yazınız!

Henüz yorum yapılmamıştır.