Halef R. VAYIS

27.08.2026 17:32

Medya takibine ilgi ne zaman başladı?

Tarihte ilk yayınlanan gazetelerdeki haberler, yaşanan bölgenin dışındaki olayları yansıtıyordu. Akdeniz sularında gerçekleşen korsan saldırılarından, dürbünün icadına kadar birçok haber, bu gazeteler sayesinde yayıldı.

 

421 yıl önce yayımlanmış ilk gazete.

Johann Carolus, 1605 yılında, Strasburg Belediye Meclisi’nden “Tarihin nezih ve ilginç izafiyeti“ adlı yazısını resmi olarak basabilmesi için izin istediğinde, gazetecilik tarihinin babası olacağını bilmiyordu.

Carolus, o zamanlar gezginlerden toparladığı haberleri, eliyle eski kağıt parçalarına yazıyordu.

İlk gazetelerdeki haberler, yaşanan bölgenin dışındaki olayları yansıtıyordu. Akdeniz sularında gerçekleşen korsan saldırılarından, dürbünün icadına kadar birçok haber, bu gazeteler sayesinde yayıldı.

Dünyada ve etrafında olanları öğrenme, öğrendiklerini ve düşündüklerini başkalarına duyurma ihtiyacı, gazeteyi tam anlamıyla insan hayatının vazgeçilmesi yaptı. İnsanın doğasındaki bu ihtiyaç, zaman içinde radyo ve televizyon gibi kitle iletişim araçlarının gelişmesini ve yaşamın her alanına girmesini de sağladı.

Merak ve girişimciliğin yarattığı sonuç…

Medyayı takip etme, ölçme ve değerlendirme ihtiyacının doğması ise gazetenin ilk ortaya çıkmasından sonra, üç asıra yakın bir süre daha bekledi.

Rus asıllı girişimci olan Henry Romeike, oluşmasında büyük katkısı olduğu sektörün doğuş hikayesini şöyle anlatır:

1879 yılında Paris’te dolaşırken, bir kadının bir adama 10 adet kadar gazete verdiğini ve adamın, bu gazetelere karşılık olarak 10 Frank ödediğini gördüm. Adamın para üstü almadığını fark ettim ve şaşırdım. 

Nedenini öğrenmek için kadına yaklaşıp sordum. Kadının dediğine göre, gazeteleri yüksek rakama satın alan adam sanatçıydı ve bir sergide tablosu bulunuyordu. Adam Paris’te yayımlanan gazetelerde, tablosuyla ilgili çıkan tüm haber ve yorumları merak ediyor; bu nedenle gazeteleri kendisi için okuyan ve bir köşeye ayıran bu kadından, gazeteleri daha yüksek fiyatla satın alıyordu.

İşte şahit olduğum bu olay, beni harekete geçirdi. Londra’ya döndükten yaklaşık iki yıl sonra,1881 yılında, fikirlerime inanan Edward Curtice ile birlikte kupür ofisini kurdum. 

Romeike’nin müşterileri arasında Bernard Shaw, Oscar Wilde, Thomas Edison gibi ünlülerin yanı sıra Osmanlı Devleti de vardı.

1920 yılında reklamlarında kullandığı slogan ise “Basılmışsa Buluruz” (If it’s in the papers we get it out) idi.

O vakitler kaç gazete ya da dergi vardı ki, insanlar basını takip ettirsinler” diyenler için söyleyeyim: Romeike’nin şirketi, 1920’li yıllarda tam 3.000 gazete ve 1.000 dergiyi raporluyor ve kupür servisi yapıyordu.

 

Ülkemizde medya takibi ve ölçümlemesine giden yol...

1990’lı yıllara gelene kadar ülkemizde medya takibi ve ölçümlemesine olan talep yeterince gelişemedi ve birkaç büyük yabancı ve Türk şirketin ilgisi dışına taşamadı.

Basında sıkça yer alan şahıslar ise (dönemin Yeşilçam oyuncuları, ses sanatçıları vs.), narsist duygularla veya hatıra olsun diye kendileriyle ilgili gazete kupürlerini kesip saklıyorlardı.

Halkla ilişkiler, basın danışmanlığı, iletişim danışmanlığı gibi iletişimi yönetmeye yönelik faaliyetler ise 1980’li yıllara kadar sadece Shell, BP gibi bazı yabancı şirketler ile Koç, Sabancı, Eczacıbaşı gibi büyük Türk şirketlerinin ilgi alanında kaldı.

Doksanlı yıllarda, başta TV’ler olmak üzere yayıncılıkta patlama yaşanmaya başladı. Yayın hayatına 1990 yılında Magic Box adı ile başlayan Star TV’nin ardından (ilk iki yıl Almanya’dan yayın yaptı); 1992 ve 93 yıllarında Teleon, HBB, Kanal 6, Flash TV, Show TV, ATV, STV, Cine 5, Kanal D gibi özel TV’ler, birbiri ardına yaşantımıza girdi.

2000’li yıllarla birlikte dijital ve sosyal medyanın toplumları etki altına almaya başlaması ve ilaveten kişi yayıncılığının filizlenmesi ile de, medya takibi ve ölçümlemesi yeni bir ivme kazandı.

Sayıları her geçen gün artan TV kanalları, radyo ve gazeteler, gelişen dergicilik, hızla çoğalan medya siteleri, adına sosyal medya denen X (Twitter), Facebook, Instagram, LinkedIn, Youtube, Tik Tok, Podcast gibi dijital platformlar, takip ve ölçümlemenin önem skalasını hızla yukarıya doğru taşıdı.

Gelişen teknoloji ve işbirlikleriyle, yalnızca ülke değil, tüm dünya medyası izlenir hale geldi.

Günümüzde, özel şirketlerden kamu kurumlarına, siyasetçilerden araştırma şirketlerine, sanatçıdan sporcuya herkes, medya ölçümlemesine ihtiyaç duyuyor.

İş dünyasının iletişimine yön veren PR şirketleri, danışmanlıklar ve şirketlerin pazarlama birimleri ise yaptıkları çalışmaları, medya ölçüm raporlarıyla denetliyorlar.

Çünkü ölçü, değerlendirebilme fırsatı tanıyor. Ölçmek, neyin doğru olduğunu veya olmadığını kabullenmek ve düzeltmek anlamına geliyor. Böylece gelişmeye olanak tanıyor. Motivasyon sağlayabiliyor veya yeni tercihler yaratıyor.

Son tahlilde…

En değerli madenler olan altın ve elmas bile, ayarı veya karatı ölçüsünde kıymet kazanmıyor mu?

 

twitter.com/halefrvayis

Yorumlar

Yorumunuz alındı!

Yorumunuz başarıyla kaydedilmiştir ve onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

İsim gerekli!

Mesajınızı yazınız!

Henüz yorum yapılmamıştır.